PARANIZ YOKSA HUZUR İÇİNDE ÖLEBİLİRSİNİZ!

Yazan: katil kahya Tarih: 14 Ekim 2013 Pazartesi 0 yorum
Biz yaşam hakkı,ücretsiz sağlık hizmeti falan diye haykıralım, SGK ve Sağlık Bakanlığı bir olmuş hepimizi yok etmeye çalışıyor. Üstelik o kadar sinsiler ki tüm düzenlemeler kapalı kapılar ardından, sessiz sedasız yürütülüyor.


Yeni Düzenleme HAYIRLI Olsun

Uzun bir süredir özel hastanelerin yönetim kurulu başkanları (hastane değil ticarethane olduklarını onlar da kabul ettiklerinden başhekimler tarafından değil, ceolar tarafından yönetiliyorlar)zaten başbakana baskı yapıyorlardı. Müezzinoğlu hepsinin hayalindeki bakandı. Çünkü malumunuz kendisi halkı değil parayı sever. Veeee süper bakan Müezzinoğlu, koltuğa oturur oturmaz, özel hastaneleri de vatandaşın sırtına oturttu.

Malum daha önceleri herkes istediği hastanede, istediği doktora muayene olabiliyordu. Ya da yatarak tedavi olunacaksa sevk yeterli oluyordu. Her iki durumda da tedavi için gerekli taban ücreti devlet ödüyor,özel hastaneler vatandaştan sadece devletin ödediği paranın %90'nını talep edebiliyordu. Devletin ödediği en yüksek fiyat 34 lira olduğundan, en kötü durumda dahi vatandaşın cebinden 29 tl + KDV yani toplamda 42 lira 60 kuruştan fazlası çıkmıyordu. (tabi birçok özel hastane insanları kandırıp uçuk paralar almayı başarıyordu o ayrı)

Şimdi SGK diyor ki ben de para yok, tedavi olmak istiyorsanız kendiniz ödeyin. Bunu fırsat bilen özel hastaneler de hem devletin ödediği hem de vatandaşın ödediği katkı payına tam % 200 zam yaptı. Hemen örnekleyelim.

Devletin ödediği EN DÜŞÜK katkı payı 75 TL'ye çıkarıldı. Ama SGK diyor ki ben 34 liradan fazla ödememe. Yani burada açıkta kalan 41 TL var. Bir de üstüne özel hastane vatandaştan devletin ödemesi gereken katkı payının 2 katını istiyor yani 150 TL.

Şimdi toplama bir bakalım. 150 TL zaten paşa paşa ödenecek, bir de devletin ben ödeyemem dediği 41 TL ödenecek. Yani özel hastaneye adım attığımız an cebimizden EN AZ 191 TL çıkacak.

PARALI ACİL SERVİS

Eski uygulamada bildiğiniz gibi acil servisler ücretsizdi. Şimdi bu uygulamada değişti. Hem de inanılmaz bir laf cambazlığı ile. Yeni yönetmelik hastanın acil durumu geçer geçmez fatura işlemeye başlar diyor. Yani diyelim ki bir kalp krizi vakası.. Acil ameliyat şart.. Ama ameliyat biter bitmez aciliyet de bitmiş sayılıyor. Yoğun bakım ve ilaç masrafları hastaya yükleniyor. Üstelik yine 2 kat fiyatla.. Diyelim ki devlet yoğun bakım için ( ki yoğun bakımda devlet kendine göre kesenin ağzını açıyor) 7 bin tl ödediyse, hastane artı olarak hastadan 14 bin tl talep edebilecek.


MÜŞTERİ DEĞİL YURTTAŞIZ

İşin özü SGK'nın bu yeni düzenlemesi çoğu başbakan ve müridlerine ait olan 550 özel hastaneyi ihya ederken, 75 milyon insanı mağdur ediyor.Devlet yurttaşına paran yoksa huzur içinde ölebilirsiniz diyor.

DEVAMINI OKU...

Taksim Rehabilitasyon Merkezi'nde Ne oldu?

Yazan: katil kahya Tarih: 10 Ekim 2013 Perşembe 0 yorum

Bakım Evi Mi Fuhuş Yuvası MI?


Mide bulandırıcı o haber ilk kez dün akşam saatlerinde dillendirildi. Taksim'deki "Çocuk Bakım ve Rahabilitasyon" merkezinin müdürü ve 2 müdür yardımcısı o merkezde kalan çocuklara zorla fuhuş yaptırıyor deniyordu haberlerde. Üstelik de o bakım evi, bilinen adıyla Rotary Çocuk Evi'nde kalanların birçoğu istismar edildikleri için ailelerinden alınan çocuklardı.

Çocukların en küçüğü 12, en büyüğü 17 yaşındaydı. Tam 40 çocuktan bahsediliyordu. İddia o ki, bu çocuklar bazı geceler, kurum müdürü tarafından gizlice bakım evinden çıkarılıp, para babalarına peşkeş çekiliyordu. Kimi zamanlar da küçük çocuklarla ilişkiye girmekten zevk alan şeref yoksunu, sapık kişilikler bakım evine gelip kiminle olacaklarını kendileri seçiyordu.

İhbarı Kim Yaptı


Yukarıda anlattığım durumun tam 14 ay devam ettiği söyleniyor. Yani emniyetin iddiası bu yönde. Üstelik olaya dair ihbar da neredeyse 1 yıl önce yapılmış. Birileri polisi aramış ve rehabilitasyon merkezinde yaşı küçük çocukların fuhuşa zorlandığını söylemiş. Bunun üzerine de teknik takip başlamış ve 2 ay önce operasyonun düğmesine basılmış. Operasyon dediğime bakmayın. Kimse tutuklanmamış, kimsenin ifadesi dahi alınmamış. İşin garibi tüm bu yaşananlar 2 ay boyunca sır gibi saklanmış.

Olay dün akşam olayda adı geçen 3 kişinin emniyete davet edilmesiyle ortaya çıktı. Gözaltına alındılar falan diye haberler yapıldı ama dediğim gibi kimse gözaltına alınmadığı gibi sadece ifade için emniyete davet edildiler. Sonra da herkes serbest bırakıldı.


Bakan Kabul Etti

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'den tık yok 2 gündür. Malum kendisi, dün kadınlara yönelik bir sempozyumda, kendisini protesto eden kadınları tartaklayan, saçlarından tutup yerlerde sürükleyen şahsi korumalarına karşı sustuğu gibi, bu olay karşısında da sustu. Sadece twitter üzerinden olayı takip ediyoruz falan diye geveledi. Ama bütün sosyal hizmetler çalışanlarını tembihlemeyi de ihmal etmemiş bu arada. Bugün kimse telefonlara çıkmadı, telefonu açanlar ise direkt bakanın emri konuşamayız dedi. Ancak o sırada Rotary Rehabilitasyon Merkezi'nde hararetli bir çalışma çoktan başlamıştı. Önce kurumun tabelalar söküldü, sonra göstermelik kameralar takıldı kapı önüne . Çocukların yatakhanelerinin de apar topar boşaltıldığı ise gözden kaçmadı.



Başını belaya sokmak istemediğimden adını vermeyeceğim, Rotary çalışanlarından biri bizi içeri aldı. Ve olayın 2 ay önce yaşandığını, çocukların Bahçelievler'de başka bir merkeze gönderildiğini ve adı geçen şahısların da maaşlarının kesilmemek kaydı ile geçici olarak görevden alındığını söyledi.


İşin Perde Arkasında Ne Var?

Olayla ilgili bütün gün Taksim, Şişhane arasında mekik dokudum. Zira gazetelerin dediği gibi merkez Taksim,Tarlabaşı'nda değil, Şişhane'de. Dediğim gibi konuştuğum görevliler olayı yalanladı. Hatta uzun bir süre o merkezde kalmış bazı çocuklarla da tesadüfen tanışıp, konuşma şansım oldu. Onların da dediği aynıydı. Polisin, çocukları fuhuşa zorluyor dediği A.K için hepsi iyi sözler sarf etti. Haliyle kafam iyice karıştı. Ben de eski Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kahraman Eroğlu'nun kapısını çaldım. Onun anlattıkları ise kan dondurucu cinstendi.


Eroğlu, lafa direkt cemaat diye başladı. İlk olarak adı geçen şahısları 25 yıldır tanıdığını ve güvenilir, iyi insanlar olduklarını söyledi. (Bu arada Kahraman Eroğlu çok güvendiğim biridir, lafına itibar edilebileceğini düşünüyorum.) Bundan sonrasında tamamen Kahraman abinin sözlerinin özetini aktarıyorum size..

"Çocuk pazarladıkları söylenenler dürüst, namuslu ve hayatını bu işe adamış insanlardır. Kabahatları cemaatçi olmamaları. Zira çok uzun bir zamandır birçok devlet kurumunda olduğu gibi, sosyal hizmetlerde de bir tasfiye çalışması vardı. Ancak hem çocuklar hem de çalışanlar bu isimleri sevdiği ve onlara güvendiği için tasfiye edilmeleri zordu. Aydın insanların yerine cemaat tayfasından birilerini atamak istedikleri için böyle bir komplo kurulduğunu düşünüyorum"


Aklımdaki Sorular

Malum Türkiye'deki cemaatçi yapı ve örümcek ağı gibi her yere yayılmaya çalıştıkları gün gibi açık. Kahraman abinin de anlattıklarını duyunca aklımda birçok soru oluştu. Ben yanıtları bulamadım, belki siz bulursunuz.

1-) Madem ihbar vardı neden operasyon için 1 yıl beklendi. Bu sırada yaşı küçük çocukların istismar edilmesine, tecavüze uğramalarına savcı,polis dolayısıyla devlet neden sessiz kaldı?

2-) Kurumun 1 müdürü 1 müdür yardımcısı varken, gözaltına alındığı söylenen 2. müdür yardımcısı nereden çıktı?

3-) Teknik takiple kanıtlar toplandıktan sonra operasyon yapıldı deniyor, o zaman bu adamlar neden tutuklu değil?

4-) İstismar edildiği söylenen çocukların neden ifadesi alınmadı?

5-) Dün ifadeye çağırılan 3 şahsa neden fuhuşla ilgili tek bir soru bile sorulmadı.

6-) Görevden alınan müdürün yerine hangi bakan akrabası atandı?

7-) Rehabilitasyon merkezinin içindeki kameraların kayıtlarına ne oldu?

8-) Bakan Şahin neden susuyor?

9-) Rehabilitasyon merkezinde yaşanan olaya sadece 3 kişinin katıldığı söyleniyor. O zaman o binada çalışan diğer onlarca kişi kör müydü?
DEVAMINI OKU...