"Orta Dünya"ya Dönüş

Yazan: katil kahya Tarih: 16 Aralık 2012 Pazar 0 yorum
 Geçmek bilmeyen 9 yılın ardından Orta Dünya büyülü kapılarını, 2 gün önce yeniden araladı hayranları için. JRR Tolkien'in kaleminden akan mürekkep Peter Jackson'ın müthiş sinema dehası ile görsel bir şölene dönüştü.Filmin daha vizyona girmesine aylar varken, biletini ayırtmış şanslı insanlardan biri olarak, önce cuma akşamı,sonra da cumartesi akşamı rahat sinema koltuklarındaki yerimi aldım. Tam 169 dakika boyunca nefes almadan, hatta gözümü dahi kırpmadan izledim "Beklenmedik Yolculuğu" Belki kitabın hayranı olduğumdan, belki de Peter Jackson'a ayrı bir sempati duyduğumdandır, bir kez daha bu şöleni izlemek için adeta gün sayıyorum şu anda.
Tokien'in yıllar yıllar önce oğulları için yazdığı bir hikayeydi Hobbit. Silmarillion,Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi üçlemesi..Her biri orta dünyanın ve o dünyada yaşayan karakterlerin gelişimini anlatıyor. Hobbit filmi ise bildiğimiz bir sahne ile başlıyor.Frodo ve Bilbo dağ oyuğundaki evlerinde ve üçlemeyi yönlendiren o kitabın ilk satırları yazılıyor. Yıllar sonra son cümlelerini Sam ve Frodo'nun yazacağı "Gittim ve Döndüm" kitabı. Yani Hobbit filmi Yüzüklerin Efendisi'ndeki karanlık çağdan tam 60 sene öncede başlıyor. Filmi size burada anlatmayacağım ama Elfler ve cücelerin neden   düşman oldukları, cücelerin nasıl vatansız kaldıkları,ak büyücünün yavaş yavaş nasıl karanlık tarafa nasıl geçtiği tek tek tek anlatılıyor.

Çekimler müthiş, özellikle böyle bir filmi 3D ile izlemek ayrı bir keyif. İnsan kendini o goblinlerle, orklarla savaşın ortasında sanıyor.Ama karakter kurgusundaki sorunlar da daha bir ortaya çıkıyor 3D izlerken.Mesela Gandalf'ın burun kıllarını ya da Radagast'ın tırnağının arasındaki kirleri görmesek de olurmuş hani. Karakter kurgusuna geri dönersek; eğer kitabı benim gibi yalayıp yutmadıysanız konuya biraz uzak kalabilirsiniz. Çünkü Yüzüklerin Efendisi'ndeki gibi karakterlerin kendi hikayelerinden veya geride bıraktıkları yaşantıdan pek bahsetmiyor film. Hatta bir süre sonra isimleri ve karakterleri  birbirine karıştırmanız mümkün.Tabi bir de eş sahneler var ki, LOTR hayranlarını maziye götürecek cinsten.Mesela Minas Trith'de yüzüğün havaya fırlayarak,Frodo'nun parmağına girmesi gibi. Bu filmin Moria'da geçen bölümlerinde aynı sahne yaşanıyor.Ancak bu kez yüzüğü takan parmak Bilbo'ya ait.

Bu filmde ilk kez büyücü Radagast da ete kemiğe bürünüyor.Hani Yüzüklerin Efendisi serisinde her başı sıkıştığında Gandalf'a kelebeklerini ve kartallarını yollayan ama bir türlü göremediğimiz o meşhur büyücü vardı ya..İşte Radagast o.Sylvester Mccoy hayat veriyor boz büyücüye. Bu arada Cate Blanchett yine muhteşem güzelliği ve kusursuz oyunculuğu ile mest ediyor izleyenleri.Ama Gandalf yani Ian Mckellen ile flörtleştiği sahneler biraz rahatsız etti beni.Zira kitapta böyle sahneler olduğunu hatırlamıyorum. Cüce kralını Thorin'i oynayan Richard Armitag büyük çaba göstermiş belli. Filmin ana kahramanı olmak için,Aragorn'dan boşalan yeri doldurmaya çabalamış. Ama oyunculuğu ne yazık ki vasat kalmış. Yani ne kadar çabalarsa çabalasın bir Aragorn değil sonuçta. Ve filmi izlemek isteyenlere son bir uyarıda bulunmak istiyorum.Sakın LOTR'deki gibi dramatik bir kurgu ya da olaylar beklemeyin.Hobbit'in bir çocuk kitabı olduğunu unutmayın.Ve 169 dakikanın tadını çıkarı.


*Bu film tam 4 senede, 4.200 kişilik bir kadro tarafından çekildi.Yaklaşık 600 milyon dolar harcandı. İşte bu nedenle kamera arkası görüntülerini ve Yeni Zelanda'nın o muhteşem güzelliğini efektler olmadan izlemenizi tavsiye ederim.İşte kamera arkası görüntüleri...



0 yorum:

Yorum Gönder