Sarhoşsan Öl

Yazan: katil kahya Tarih: 17 Kasım 2012 Cumartesi 0 yorum

Yazının başlığındaki imayı  Beyoğlu Belediye Başkanı A..Misbah Demircan yaptı. Kendi belediyesinin sınırları içinde, hem de belediyenin hatası sonucu hayatını kaybeden Levent Öztürk için "Zaten SARHOŞun biriydi" dedi. Yani alt metindeki mesaj; sarhoşsan yaşamanın bir değeri yok ki, ölümün para etsin.
Cihangir sakinleri ve o bölgeye takılanlar tanır Levent Öztürk'ü. Kendisi Aliye Meyhanesi'nin ortaklarından biriydi.İşletmesine ortağının annesinin adını verecek kadar da mütevazıydı.Son derece güler yüzlü, sıcak kanlı ve yardımsever bir insandı. dün gece, sabaha karşı işinden çıktı ama evine varamadı. Çünkü bir hata yaptı ve cihangir otoparkının yanındaki merdivenlere çok yaklaştı. Merdivenlerin yanında 4 -5 metre derinliğinde bir boşluk var. Ne yazık ki, belediyeciliğin, sadece Tarlabaşı'nı yerle bir edip, zenginlere peşkeş çekmek olduğunu sananlar, bu çukurun etrafında önlem almaya dahi gerek görmemiş. İşte Levent Öztürk dün gece o merdiven boşluğunda can verdi. Bugün de ardında ailesini, çocuğunu bırakarak uçtu gitti bu diyardan.

Tabi böyle bir ölüm yaşanınca hemen gözler Beyoğlu Belediyesi'ne çevrildi. Şöyle zülfiyare dokunacak birkaç söz bekledim belediye başkanından. En azından bir özür, bir baş sağlığı dileği falan.. Başkan ağzını açtı ve o ağzından dökülen sözcükler, hay dilin çekilseydi de o ağzını açmasaydın dedirtecek cinstendi. Zaten sarhoşun biriydi dedi BAŞKAN. Adam işletmeci ya, meyhanesi var ya, ayık gezmesi mümkün değil. Badem bıyıklı güruh için ölmesi çok daha hayırlı. dünya bir sarhoştan kurtuldu diye seviniyorlar herhalde. Hatalarını kabul etmeseler de, aslında katil olduklarını bugün itibariyle herkes biliyor. Çünkü bugün Levent'in öldüğü o merdiven boşluğuna demir parmaklık takıldı..Hem de bir hayli yüksek. Yani başkan istediği kadar sorulardan kaçsın, vicdanları paramparça eden laflar söylesin, Levent Öztürk'ün katili BEYOĞLU BELEDİYESİ'dir.








DEVAMINI OKU...

"Fırat Tanış"alım Kırıştıralım

Yazan: katil kahya Tarih: 10 Kasım 2012 Cumartesi 3 yorum
Uzun saçlı, kısa saçlı, bıyıklı,sakallı hatta sinek kaydı..Bir insanın her hali mi bu kadar güzel olur ?? Adamın her bir noktasından güzellik fışkırıyor. Tabi bir de o puslu sesi yok mu? O sabaha kadar konuşsun ben dinleyeyim istiyorum. Ne konuştuğu, ne anlattığı hiç önemli değil. Anlatsın yeter.Saçma sapan, salakça şeyler anlatsın.Masal anlatsın, okuduğu kitapları anlatsın, sürüngenleri hatta angut kuşlarını anlatsın fark etmez. Konuşmaktan yorulunca şarkı söylesin...Falan falan..Bir kısır döngü oluşsun..O anlattıkça ben dinleyeyim. Sanki yağmuru dinlermiş gibi hipnotize olayım. Kuzuların sessizliğindeki beyni alınmış adam gibi boş boş bakayım bu güzel adama ve sadece dinleyeyim.

Hayatım boyunca sonuna kadar izlediğim ilk ve tek dizi  oldu Yeditepe İstanbul. İşte Fırat Tanış'ı da orada keşfettim. Ayyy nasıl da sempatik bir tipmiş derken, Sır Çocukları vizyona girdi,hayran kaldım o sokak çocuğuna. Tramvay'da, belki de ilk kez bir filmde "kötü adam" için ağlama ihtiyacı hissettim. Dilber'in Sekiz Günü'nde ise aşık oldum. Yahu o nasıl bir oyunculuktur, nasıl bir tiptir öyle. Hep merak etmişimdir, o filmden sonra koltuk değneği olmadan, normal şekilde yürümeyi nasıl başardı diye.

Adamın her yerinden hem güzellik hem yetenek fışkırıyor.Yani 10 parmağında 10 marifet diyeceğim ama o parmaklara hiç dikkat ettiniz mi bilmiyorum. Adamın elleri inanılmaz güzel.Küçük ve naif..Öyle pis pis erkek eli gibi değil :) Gitar çalarken ellere dikkat kesilmenizi tavsiye ederim.Ne dediğimi o zaman anlayacaksınız. Bir de o eşek gözleri var ki..Işık saçıyor resmen etrafa. Ama sanki bir yandan da eskilerde bir yerlerde ya da birilerinde takılı kalmış gibi bir hali var.
Bu adamı inanılmaz seviyorum ancak bir yandan da acayip kıl oluyorum.Sivil direnişlere verdiği destek, demokratik ve özgürlükçü tutumu, yeri geldiğinde lafı çat diye koyması gibi birçok tapılası özelliğin yanına  bir de mükemmel sesi ile göz kamaştıran oyunculuğu eklenince; adamın popisi giderek artıyor. Yani doğru orantılı olarak avrat hayran kitlesi de artıyor. Sağda solda "ay ne tatlı adaaamm yeaaa" gibi söylemler duyuyorum. Amaaaaaa... Kızııım size yedirmezler Fırat Tanış'ı..Önce ben gördüm, ben keşfettim.. Kapanışı yaparken "Fırat Tanış babamdan sonra Türkiye'nin en yakışıklı erkeğidir" derim ve noktayı koyarım.















DEVAMINI OKU...

Ben Tuvalete Gidiyorum

Yazan: katil kahya Tarih: 3 Kasım 2012 Cumartesi 0 yorum
+Merhaba canım işim şimdi bitti, ben köşke gidiyorum - Tamam canım ben de şimdi holdingden çıkıyorum.. İşte bu ZENGİN içerikli konuşmayı hayatımıza Bihter Ziyagil ve kocası boynuzlu Adnan kazandırdı. Köşke gidiyorum, yalıda sevişiyorum,holdingde çalışıyorum falan..Görgüsüz itler zenginliklerini gözümüze gözümüze soktular. Haspam, kapıda araba bekliyor demiyor da, limuzin kapıda diyor.Ama ne oldu bu kadar görgüsüzlüğe allah belalarını verdi.O Bihter karısı,Fatmagül olunca başına gelmeyen kalamadı.Ya evin arsız kızı Nihal'e ne demeli. "Köşkte buluşuruz canııımm" diye yavşak yavşak konuşmak iyiydi değil mi?.Niye geçen yıl kapıcı dairesinde buluşuruz diyemedin.Pislik..Pisliksin işte.


Bu Ziyagil ailesinin görgüsüzlüğü bir nesli bunalıma soktu.Tıpkı benim gibi. Artık 5 metrekarelik odamdan rezidans diye bahsediyorum. Akşamları uykum gelince ben yatmaya gidiyorum demek yerine havalı olsun diye rezidansıma çekiliyorum diyorum.
Ama gönül istiyor köşke gitmek, holdingde çalışmak,limoyla okuldaki gençlere hava atmak.Bunalımımın sebebi sensin Bihter.Seni hiç sevmiyorum Bihter. Evet seni seni Bihterimi sevmiyorum. Behlül'ü koluma takıp köşke gidemeyeceğime göre ne yapayım çaresiz ben de tuvalete gidiyorum.
DEVAMINI OKU...