En Korktuğum Canlılar

Yazan: katil kahya Tarih: 23 Eylül 2012 Pazar 4 yorum



Kimi hızdan, kimi yükseklikten,kimi  de palyaçolardan korkar..Bu korku öyle bir takıntı haline gelirki, bazen insanın hayatını alt üst eder..Benim hayattaki en büyük korkum ise resmini aşağıda gördüğünüz bu canavar ve türevleri.

Adı Burak..Biz aramızda çişli kakalı diye hitap ediyoruz..Henüz 40 günlük bile değil..  Ama nefes alması bile beni korkutmaya yetiyor. Anası benim can dostum..Bu sene birlikte geçirdiğimiz 24. yılımız..Yani neredeyse çeyrek asırdır arkadaşız..Babası ise 3 yıl önce katıldı aramıza ama severim keratayı..Kankutum olur kendisi.. Neyse Burak’a nağmı diğer çişli kakalıya dönelim. 18 Ağustos sabahı katıldı aramıza. Aslan burcu olsun diye anası gidip erken erken doğurdu.

Şeytanın Sevimli  Yüzleri

Hayatım boyunca hiç çocuk sevmedim..Hatta bir iki istisna dışında kucağıma almışlığım ya da agugibidigi şeklinde şarlatanlık yapmışlığım dahi yok. Bana itici ve sinsi geliyorlar. Şeytan gibiler. İstediklerini almak için yapmayacakları yok. Ağlamak, halının ortasına sıçmak, yemeği yere atmak bu taktiklerden sadece birkaçı.. Üstelik hepsi mal cambazı. Kendi ayağıma aldığım ayakkabıya 100 lira veriyorsam,  10 numara küçük bebe ayakkabısı almak için 200 lira vermem gerekiyor. Hem daha az malzeme kullanıyorlar, hem de daha çok para istiyorlar

18 Ağustos Değiştirdi Beni

Dedim ya Burak benim Ahiretliğin oğlu..Geçtiğimiz ay doğdu.  Doğum anında orada olmadığım için hala vicdan azabı çekiyorum..Telefon açıp bilgi almaya çalıştıklarıma ise hala lanet okuyorum. Adamlara durum ne diyorum. Bebek şöyle güzel, böyle güzel diyorlar. Ulan bebek umrumda değilki, anası lazım bana..Onun durumunu söyleyin be insafsızlar. Neyse her ikisi de domuz gibi çıktı ameliyathaneden..Ve bir anda kalabalıklaştı ailemiz. O akşam hastaneye gittiğimde, ahretliğimin yüzüne baktım..Yorgunluğun altına gizlenmiş bir mutluluk, bir gurur vardı yüzünde. O an anladım ,ben bu çocuğu sevmek zorundayım. Çünkü anasını seviyorum..Hem de böbreğim, safra kesem kadar.  





Sonra günler geçtikçe alıştım çişli kakalıya..Hatta aramızda bir bağ oluştu..İnanılmaz ama sesimi tanıyor,sanki hareketleri ile korkma la diyor. Ben ise narkotik köpeği kıvamındaki burnumla, altına yaptığını 1 kilometre uzaktan bile anlıyorum. Diyeceğim o ki, korku dediğin bazen sevgiye dönüşüyor. Size hızı sevin, gidin 100 kilometre ile duvara çarpın geberin ya da yükseklik  korkunuzu yenmek için kendini pikaçu sanan çocuk gibi çatıdan atlayın demiyorum..Ama deneyin..Bazen sonuçları güzel oluyor. Ben denedim..Hiç yoktan teyze oldum. Hala çocuğu kucağıma almaya, dokunmaya korksam da, bence ilerleme konusunda fena sayılmam.

4 yorum:

Yorum Gönder